
©
Fotoğraf: Robertgombos, CC BY-SA 4.0, Wikimedia CommonsTuristle konuşurken: işe yarayan İngilizce ve Almanca ifadeler
Antalya kıyısında turistle her gün karşılaşan esnaf, garson, otel çalışanı, pansiyon ya da ev sahibi için kısa bir yardımcı. Kusursuz dil bilgisi gerekmiyor: doğru üç kelime, sabırlı bir gülümseme ve yazıyla gösterilen bir fiyat çoğu derdi çözer. Aşağıda en sık ihtiyaç duyulan İngilizce ve Almanca kalıpları beş başlıkta topladık; okunuşu zor olanların yanına Türkçe harflerle yaklaşık okunuşunu yazdık. Önce de karşınızdakinin sizi kolay anlaması için altı ipucu.
Kolay anlaşılmak için altı ipucu
Yavaş ve net konuş, bağırma
Yabancıyla konuşurken farkında olmadan sesimizi yükseltiriz; anlaşılmayı sağlayan yükseklik değil hızdır. Kelimeleri ayırarak, biraz yavaş söyleyin. Turist de büyük ihtimalle sizinle kendi ana dilinde değil, İngilizce konuşuyor.
Kısa cümle, anahtar kelime
Uzun cümle kurmaya çalışmayın: Beach? Straight, five minutes. (Plaj mı? Düz, beş dakika.) çoğu zaman yeterlidir. Almancada da aynısı geçerli: Strand? Geradeaus, fünf Minuten.
Sayıyı yaz, göster
Fiyat, saat ve oda numarasında yanlış anlaşılma en kolay sayılarda olur. Hesap makinesine, telefona ya da kâğıda yazıp gösterin; iki taraf da rahat eder.
Anlamadığında sor
Anlamadıysanız tahmin etmek yerine tekrar isteyin: İngilizce Sorry? ya da Could you repeat, please?; Almanca Wie bitte? (vi bite). Turist de aynı şeyi size yapabilir, bu kabalık değildir.
Almanca'da "Sie", İngilizce'de "please"
Almanlar tanımadıkları yetişkine Sie (siz) der; turiste Sie ile hitap edin, du (sen) çocuklara ve samimi ortama kalsın. İngilizler ve diğer İngilizce konuşanlar please, thank you ve sorry kelimelerini Türkçeye göre çok daha sık kullanır; siz de bol kullanın.
Çeviri uygulaması ayıp değil
Karmaşık bir şey anlatacaksanız (alerji, ilaç, iade, şikâyet) telefondaki çeviri uygulamasını kullanın. Kısa ve basit Türkçe cümle yazarsanız çeviri de daha doğru çıkar.
Selamlaşma ve nezaket
Merhaba, günaydın
İngilizce Hello ya da Good morning (gud morning). Almanca Hallo, sabah Guten Morgen (gutın morgın), gün içinde Guten Tag (gutın tak). Güneyden gelen Almanlar ve Avusturyalılar Grüß Gott da diyebilir.
Hoş geldiniz
İngilizce Welcome!, Almanca Willkommen! (vilkomın). Kapıda ya da masada güler yüzle söylenince yeterli.
Teşekkür ederim
İngilizce Thank you ya da kısaca Thanks. Almanca Danke ya da Danke schön (danke şön). Teşekkür size söylendiğinde İngilizce You're welcome, Almanca Bitte ya da Gern geschehen (gern geşeen) denir.
Lütfen
İngilizce please cümlenin sonuna eklenir: Sit here, please. Almanca bitte: Bitte schön (bite şön) bir şey uzatırken "buyurun" yerine de kullanılır.
Afiyet olsun
İngilizce Enjoy your meal, Almanca Guten Appetit (gutın apetit). Yemeği getirirken söyleyin.
Kolay gelsin, geçmiş olsun
İngilizcede ve Almancada "kolay gelsin"in tam karşılığı yok; bu yüzden turist bunu size Türkçe söylerse bu bir incelik işaretidir, sağ ol diye karşılık verin. "Geçmiş olsun" için İngilizce Get well soon, Almanca Gute Besserung (gute beserung).
İyi günler, iyi tatiller
İngilizce Have a nice day ya da Enjoy your holiday. Almanca Schönen Tag noch (şönın tak noh) ya da Schönen Urlaub (şönın urlaup).
Hoşça kalın, yarın görüşürüz
İngilizce Goodbye, See you tomorrow. Almanca Auf Wiedersehen (auf vidırzeen), samimi ortamda Tschüss (çüs), Bis morgen (bis morgın).
Restoranda ve çarşıda
Menü, sipariş
İngilizce Here is the menu. What would you like? Almanca Hier ist die Speisekarte. (hiir ist di şpayzekarte) Was möchten Sie? (vas möhtın zi). Sipariş tamamsa Anything else? / Sonst noch etwas? (zonst noh etvas).
Acı mı?
Turist Is it spicy? ya da Ist das scharf? (ist das şarf) diye sorar. Cevap: Not spicy / Nicht scharf, A little spicy / Ein bisschen scharf. Emin değilseniz biraz tattırmak en iyi cevaptır.
Etli mi, etsiz mi?
İngilizce with meat, without meat; Almanca mit Fleisch, ohne Fleisch (mit flayş, one flayş). Vejetaryen misafir için çorbanın ya da pilavın et suyuyla yapılıp yapılmadığını söylemek güven kazandırır.
Alerji: fıstık, süt, gluten
İngilizce Do you have any allergies?, Almanca Haben Sie Allergien? Yer fıstığı peanuts / Erdnüsse, ceviz ve fındık gibi kuruyemişler nuts / Nüsse, Antep fıstığı pistachio / Pistazien, süt milk / Milch, gluten iki dilde de gluten. Alerji ciddi bir konudur; emin değilseniz "bilmiyorum, soruyorum" deyin, tahminle cevap vermeyin. Daha fazlası sağlık ve güvenlik sayfamızda.
Çay ister misiniz?
İngilizce Would you like some tea?, Almanca Möchten Sie Tee? (möhtın zi tee). Dükkânda ikram edilen çay turist için hoş bir sürprizdir; satın alma baskısı gibi hissettirmemesine dikkat edin.
Tadına bakın
İngilizce Would you like to try?, Almanca Möchten Sie probieren? (möhtın zi probiirın). Pazarda ve şarküteride bir dilim tattırmak çoğu zaman uzun açıklamadan iyi anlatır. Hangi gün hangi pazar kurulur: pazar günleri.

Fiyat söylemek
İngilizce It's two hundred lira. Almanca Das kostet zweihundert Lira. (das kostıt tsvayhundırt lira). Rakamı yazarak da gösterin. Turistlerin yöresel yemekleri neden sevdiğini merak ediyorsanız yemek rehberimize bakın.
Nakit mi, kart mı?
İngilizce Cash or card?, Almanca Bar oder mit Karte? (bar odır mit karte). Kart geçmiyorsa Cash only, sorry / Leider nur bar (laydır nur bar).
Yol tarifi ve acil durum
Düz, sağ, sol
İngilizce straight on, turn right, turn left. Almanca geradeaus (gerade-aus), rechts (rehts), links. Elinizle göstermek her dilde işe yarar.
Ne kadar uzak?
İngilizce Five minutes on foot, Ten minutes by car. Almanca Fünf Minuten zu Fuß (fünf minutın tsu fus), Zehn Minuten mit dem Auto.

Tuvalet şurada
İngilizce The toilet is over there. Almanca Die Toilette ist dort. (di tualete ist dort). Turistin en sık sorduğu soru budur; parmakla göstermek yeterli.
Eczane, doktor
İngilizce pharmacy, doctor; Almanca Apotheke (apoteke), Arzt (artst). Nöbetçi eczane için The pharmacy on duty is ... / Die Notdienst-Apotheke ist ... Turiste uygun bilgiler sağlık ve güvenlik sayfamızda.
İyi misiniz? Yardım lazım mı?
İngilizce Are you okay? Do you need help? Almanca Alles in Ordnung? Brauchen Sie Hilfe? (ales in ordnung, brauhın zi hilfe).
Ambulans çağırıyorum: 112
İngilizce I'm calling an ambulance. Almanca Ich rufe einen Krankenwagen. (ih rufe aynın krankınvagın). Türkiye'de tek acil numara 112'dir; adresi siz Türkçe verin, turist çoğu zaman nerede olduğunu bilmez.
Dolmuşta: nerede ineceksiniz?
İngilizce Where do you want to get off?, Almanca Wo möchten Sie aussteigen? (vo möhtın zi aus-ştaygın). Turist durağı tarif edemiyorsa telefondaki haritayı göstermesini isteyin: Show me on the map, please. / Zeigen Sie mir auf der Karte, bitte.
Bir dakika lütfen
İngilizce One moment, please. Almanca Einen Moment, bitte. (aynın moment bite). Birini çağırırken ya da bir şeye bakarken söyleyin; beklemeyi kolaylaştırır.
Sayılar ve fiyat
Birden ona
İngilizce one, two, three, four, five, six, seven, eight, nine, ten. Almanca eins, zwei, drei, vier, fünf, sechs, sieben, acht, neun, zehn (ayns, tsvay, dray, fiir, fünf, zeks, ziibın, aht, noyn, tseen).
Onlar, yüzler, binler
İngilizce twenty 20, fifty 50, hundred 100, thousand 1000. Almanca zwanzig 20, fünfzig 50, hundert 100, tausend 1000. Dikkat: Almancada birler basamağı önce söylenir; fünfundzwanzig "beş ve yirmi", yani 25'tir. Yanlış anlaşılmasın diye rakamı yazın.
Son fiyat
Pazarlık eden turist last price? ya da letzter Preis? diye sorabilir. Cevap: This is my best price. / Das ist mein bester Preis. Turistin hangi ürünlerde pazarlık beklediğini alışveriş rehberimizde anlattık.
İndirim
İngilizce I can give you a discount., Almanca Ich kann Ihnen Rabatt geben. (ih kan iinın rabat geebın). İki parça alana küçük bir indirim, misafirin aklında kalır.
Para üstü
İngilizce Here is your change., Almanca Ihr Wechselgeld. (iir vekselgelt). Para üstünü sayarak verin; turist lirayı henüz tanımıyor olabilir.
Lira mı, euro mu?
Turist Lira or euro? / Lira oder Euro? diye sorabilir. Euro alacaksanız günün kuruna yakın, adil bir hesap yapın; fazladan yuvarlanmış euro fiyatını turist fark eder ve bölgenin tamamına güveni azalır. Turiste ödeme konusunda ne önerdiğimizi para rehberimizde görebilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Turistle hangi dilde konuşmalıyım?
Önce İngilizce deneyin; Antalya kıyısına gelen turistlerin çoğu, ana dili ne olursa olsun, biraz İngilizce bilir. Misafirin Alman ya da Avusturyalı olduğunu biliyorsanız birkaç Almanca kelime (Guten Morgen, Danke) hemen sıcaklık katar.
Almanlara "Sie" mi demeli, "du" mu?
Tanımadığınız yetişkine Sie deyin. Du arkadaşlar, aile ve çocuklar içindir; misafir kendisi "du" demeyi önerirse geçebilirsiniz. Turist bunu sizden beklemez ama doğru kullanılınca saygı olarak algılanır.
Hiç yabancı dil bilmeyen esnaf ne yapabilir?
Fiyatı yazarak gösterin, ürünü tattırın ya da gösterin, telefonda çeviri uygulaması kullanın. Gülümseme ve sabır, kusursuz İngilizceden daha çok satar. Bu sayfadaki on beş yirmi kalıp da başlangıç için yeterli.
Turist Türkçe konuşmaya çalışırsa ne yapmalı?
Sevinin ve Türkçe karşılık verin, yavaş ve kısa. Teşekkür ederim, kolay gelsin, eline sağlık diyen misafir genellikle rehberinden öğrenmiştir; telaffuzunu düzeltmek yerine anladığınızı göstermek onu cesaretlendirir.
Euro ile fiyat vermek doğru mu?
Lira fiyatı göstermek daha şeffaftır. Euro kabul edecekseniz günün kuruna yakın hesaplayın ve yuvarlamayı abartmayın; kazık yediğini düşünen turist bunu yorumlarda yazar. Ayrıntı için para rehberimize bakın.